Akşam olmuştu Sinan yine gecikmişti. Yaptığı tarhana çorbasını karıştırırken Meryem hayallere daldı. Ne uzun zaman olmuştu mutluluktan haber yoktu. Hep aklında aynı şey vardı. Oysa hiç böyle düşünmemişti hayatı başka türlü düşünmüştü. Küçük ama düzenli renkli ve herşey yerli yerinde olan sıcacık bir yuva hayal etmişti yıllarca. Evlenmeden öncede bundan öteye giden bir hayali yoktu. Genç bir kızken yüksek katlardaki evleri hiç sevmezdi. Hep aşağı katlarda daha mutlu olunduğu kanaatine varmıştı sanki. Hep öyle düşünüyordu. Sıcacık evler hep küçük olurdu gerekirse soğan ekmek yenirdi ama tartışma hiç olmazdı. Mutluluk istemişti sadece bunun hayalini kurmuştu. Çok çocuklu aileleri daha çok severdi. Her genç kızın kurmadığı hayaller kurardı hep. Lisedeki arkadaşları hiç böyle hayaller kurmazlardı. Onlar hep zengin olma çok iyi yerlerde yaşama hayalleri kurarken Meryem sadece mutluluğun hayalini kurardı. Annesini düşündü oda hüzün doluydu. Ama hiç yıkılmazdı annesi Meryem gibi. Meryem iliklerine kadar üzgündü. Kurduğu hayallerin hiç birini yaşayamamıştı sonra Sinan'la yaşadığı bu olay tamamen yıkmıştı sanki onu. Zaman zaman kendini toplasa da içinde büyük bir yara vardı. Tam kabuk tutacakken tekrar sızlayıp kanıyordu sanki.
Sinan eve geldiğinde her zamanki gibi geç çıktığını söylüyordu. Ama Meryemin içinden buna hiç inanmak gelmiyordu. Masayı hazırladı. Sessizce yemekler yenildi. Meryem hiç bir şey yokmuş gibi davranıyordu ama içi içini yiyordu. Bu sızı ne yapsa geçmiyordu. Geçecek gibi de değildi. Bekliyordu, düşünüyordu sabrı neredeyse tükenmişti. Olumsuz düşünmemeye çalıştı ama olmuyordu. Gece Melek ve Sinan uyuduğunda duramadı. Kalktı evin neredeyse her yerini gezdi. Mutfakta öylece oturdu biraz gidip yattı. Uyku tutmuyordu. Neydi bu nezaman bitecekti. Çok yorulduğunun farkındaydı. Ama elinden gelen bir şeyde yoktu. Kalktı Sinan'ın telefonunu kurcaladı. Yine o kadınla mesajlaştıklarını öğrendi. Yüreği titriyordu. Artık ağlayamıyordu. Birkez daha yıkıldı. Sorsa belki herşey daha kötü olacaktı. Nefretle sevginin arasında kalmış gibiydi. Oysa kendi kendini suçlamaya başlamıştı Meryem acaba benden mi kaynaklanıyor diye. Bunu apaçık söylemişti hatta Sinan'a. Bir keresinde ben hata yaptım belki de seni gereğince sevemedim ilgilenemedim demişti ama yok bu başka bir şeydi. Çözemiyordu. Ne yapması gerektiğini bilmiyordu. Yazılan mesajlar silinmiş sadece numara kalmıştı yine. Kapattı telefonu yerine koydu. Eli ayağı buz gibi olmuştu yine. Çaresiz yattı yatağına gözleri tavanda düşündü durdu. Başında şiddetli bir ağrı vardı. Böyle durumlarda hep bu ağrı da gelirdi. Ertesi sabah söyledi Sinan'a numarayı gördüğünü. Sinan evet ama hiç bir şey yok sen abartıyorsun dedi kapattı konuyu işine gitti.
Meryem Meleği kaldırdı kahvaltısını yaptırdı beslenmesini hazırladı okuluna götürdü. Eve gelip yine her zamanki gibi düşünmeye başladı. Hiç bir şey yapacak güçte değildi yine. Uyumak istiyordu uzun bir zaman uyumak bu zaman geçip gidene kadar uyumak....
İşte tam da tahmin ettiğim buydu 😕 Bu erkekler neyin peşinde acaba? Çok kızıyorum çok. Biliyorum kendimi kaptırdım ama gerçek hayatta da buna benzer örnekler çok olunca, insan tutamıyor kendini. Diğer bölümü okumak için sabırsızlanıyorum 🙂 Tebrik ederim 👏
YanıtlaSilböyle işte adam değişmez kesin bu, işine geldiği gibi yaşıyor, kadının çaresizliğini kullanıyor işte, bu adama tabii bir ders lazım, kadının ekonomik gücü olmalı bi deee, kadın eşinin parasıyla geçinmemeliii :)
YanıtlaSilAha, işte yine aynı dram. Ahh ne anlıyor insanlar şu aldatmadan, inan aklım almıyor. Ve ne yazık ki aldatılan da hep kendini suçluyor. oysa suçlu sadece bu suçu işleyen. Valla sinirlendim.
YanıtlaSilGüzel gidiyor ama tebrikler :)