Kalktı Meryem yemek yapması gerekti. Hayat devam ediyordu bir taraftan. Sinan gelecekti. Sinan ve melek tarhana çorbasını çok severdi. Tarhana çorbası pişirdi. Salata yaptı. Yanına yoğurtlu makarna yaptı. Melek acıkmıştı. En çabuk onları yapabildi. Sonra beklemeye başladı. Sinan yine geç kalmıştı. Arıyordu ama yine cevap vermiyordu. Geldiğinde alacağı cevapları biliyordu telefonu duymadım. İş bitmedi. Oysa Meryem biliyordu Sinan'ın 5 'de işten çıktığını. Bu aylardır böyleydi. Yorulmuştu her şeyden sürekli aynı şeyleri konulmaktan. Hiç bir şey söylemeden de duramıyordu. Hep inanmıştı Sinan'a öyle olmasını isteyerek. Ama güvenini kaybetmişti. Sinan geldiğinde neredeyse saat 7.30'du. Yemeğe oturdular. Sinan yine hiç bir şey yokmuş gibi davrandı. Yemeğe oturdular. Yemekten sonra Meryem Sinan'la konuşmaya çalıştı. Tamda beklediği cevapları aldı. Her zaman aynı cevapları alırdı ya. Bir şey demedi güvenmese de sana inanıyorum güveniyorum dedi. Artık toparlanmak ailesinin toparlanmasını istiyordu. Beklediği neydi Sinan'ın. Meryem ailesi için çabalayan bir kadındı. Belki Sinan'a iyi davranmamıştı zamanında. Bazen hataları olmuştu herkes kadar. Ama bir yıldır çabalıyordu. Her şeyini kaybetmişti bu uğurda. Yaşama sevinci bile kaybolmuştu. Sadece nefes alıyordu. Bunun dışında hiç bir şeyden tat almıyordu. Sinan içeri geçti. O televizyon izlerken Melek ' de yanına gitti. Babasından ilgi bekliyordu. Babasını çok severdi. Melek ve Sinan televizyon izlerken Meryem mutfağa gitti. Çay yapmak için çaydanlığı ocağa koydu. Mutfağı toparlamaya başladı. Düşünüyordu. Neydi bu. Bir imtihan mı. Bir sınav mı. Ne yapması gerekiyordu. Sabrı kalmamıştı. Ne olacaksa olsun diyordu. Ama melek vardı. O arada mahvolurdu. Mutfağı toparlayınca çayı demledi. Bir sigara yaktı. Tiryaki değildi Meryem bu olaylara kadar günde birkaç tane içerdi. Çoğu zaman sadece Sinan'a eşlik ederdi. Ama son bir senedir oldukça fazlalaştırmıştı. Sigarasını içerken ne yapması gerektiğini düşündü. Yapılacak ne varsa yapmıştı. Kızmış bağırmış evi talan etmiş kavgalar etmişti. Düzgün düzgün konuşmayı arkadaş gibi yaklaşmayı denemişti. Bütün kadınlık duygularını kullanmıştı. Bütün ilgisini Sinan'a vererek onunla ilgilenmişti. Ama olmuyordu. Sinan sanki kör gibi görmüyordu. Ne o kadını ne Meryem'i bırakmıyordu. Meryem' e o kavgalarında bir kere dahi git ne halin varsa gör dememişti. Neydi o zaman bu ne bir adım ileri ne bir adım geri geliyordu. Son bir yıldır her gün aynı şekilde devam ediyordu.
23 Kasım 2016 Çarşamba
21 Kasım 2016 Pazartesi
MERYEM VE SİNAN - 8
Meryem öyle yalnız hissediyordu ki kocaman dünya da yapayalnız. Toparlanabilecekmiydi acaba ???
Zor günler hep geride kalıp tadabilecekmiydi acaba mutluğu. Açtı bilgisayarını yıllar önce dinlediği bir şiiri hatırladı ne çok severdi. Dinler dinler ağlardı. Nerden bilecekti başına bu olayında gelebileceğini. Başka bir kadın... Aşk neydi??? Sevgi neydi?? Bilmiyordu tam olarak. Anlayamıyordu. Mutfakta öylece dinledi şiiri yeniden. Bildiği anladığı tek şey yalnızlık ve yorgunluktu. Tıpkı şiirdeki gibi omuzları ağrıyordu...
20 Kasım 2016 Pazar
MERYEM VE SİNAN - 7
Meryem uyuyakalmıştı koltukta. Uyandığında çok üşümüştü. Kalktı üzerine bir hırka giydi mutfağa gitti. Ortalık baya dağınıktı. Televizyonu açtı izlemek değildi maksadı sadece ses olsun diye açardı çoğu zaman. Yine öyle yaptı öylesine bir kanal seçti. Mutfağı toplarken yine hayaller kurmaya başladı. Günün birinde bunların hepsi bittiğinde heyecanla eşini ve kızını bekleyen onlara sıcacık yemekler kurabiyeler pastalar hazırlayan ağzında hareketli bir şarkı mırıldanırken kendini hayal etti. Meryem'in evi güneş almazdı ama hayallerinde hep güneşli bir ev vardı. O güneşi hep mutluluk gibi görürdü. Açan menekşelerle konuşmayı severdi. İçinde büyümeyen bir çocuk vardıya çok ağlayan çok mızıldayan bir onunla başedemiyordu....
Saat neredeyse öğle iki olmuştu melek okuldan alınacaktı. Hızlıca mutfağını topladı daha öbür odalara giremeden kızını almaya gitti. Melek heyecanlı heyecanlı annesine neler olduğunu anlatıyordu Meryem dinliyor gibi görünüyordu ama aklında başka şeyler vardı. İstemeye istemeye kafasında başka şeyleri taşıyordu. Sanki hep aynı yerde tıkanıp kalıyordu. Melekle istediği gibi ilgilenemiyordu. Çoğu zaman yalnız kalmayı tercih ediyordu Meryem saatler saatleri kovalıyor ama sanki ona zaman çoookk uzun geliyordu. Meleğin yemeğini hazırladı Meryem odaları toplamaya gitti. Melek oldukça dağınık bir kız olmuştu son zamanlarda Meryem bazen bu duruma sinirleniyordu elinde olmadan meleğe bağırıyordu sonra da pişman oluyordu. Bazı şeylerin öfkesini ondan çıkarıyor gibiydi. Meleğin yüreğinde açılacak olan yaralara tahammül edemezdi. Yine biraz kızdı meleğe neden toplanmıyorsun diye söylenirken de odasını topladı. Bak böyle olması gerek sen genç kız oluyorsun diye de söylendi. Sonra meleği dersinin başına oturtup kendi mutfağa geçti yemek yapmaya koyuldu. Sonra ne yapacağına karar veremedi. Öyle oturdu onbeş dakika kadar sonra meleğin yanına gitti güzel güzel konuştu dağınık olmanın iyi bir şey olmadığını anlatmaya başladı. Sarıldı kızına ondan başka kimsesi de yoktu zaten doyasıya sarılacak. Melek annesine hiç kıyamazdı. Oda sarıldı annesine...
MERYEM VE SİNAN - 6
Akşam olmuştu Sinan yine gecikmişti. Yaptığı tarhana çorbasını karıştırırken Meryem hayallere daldı. Ne uzun zaman olmuştu mutluluktan haber yoktu. Hep aklında aynı şey vardı. Oysa hiç böyle düşünmemişti hayatı başka türlü düşünmüştü. Küçük ama düzenli renkli ve herşey yerli yerinde olan sıcacık bir yuva hayal etmişti yıllarca. Evlenmeden öncede bundan öteye giden bir hayali yoktu. Genç bir kızken yüksek katlardaki evleri hiç sevmezdi. Hep aşağı katlarda daha mutlu olunduğu kanaatine varmıştı sanki. Hep öyle düşünüyordu. Sıcacık evler hep küçük olurdu gerekirse soğan ekmek yenirdi ama tartışma hiç olmazdı. Mutluluk istemişti sadece bunun hayalini kurmuştu. Çok çocuklu aileleri daha çok severdi. Her genç kızın kurmadığı hayaller kurardı hep. Lisedeki arkadaşları hiç böyle hayaller kurmazlardı. Onlar hep zengin olma çok iyi yerlerde yaşama hayalleri kurarken Meryem sadece mutluluğun hayalini kurardı. Annesini düşündü oda hüzün doluydu. Ama hiç yıkılmazdı annesi Meryem gibi. Meryem iliklerine kadar üzgündü. Kurduğu hayallerin hiç birini yaşayamamıştı sonra Sinan'la yaşadığı bu olay tamamen yıkmıştı sanki onu. Zaman zaman kendini toplasa da içinde büyük bir yara vardı. Tam kabuk tutacakken tekrar sızlayıp kanıyordu sanki.
Sinan eve geldiğinde her zamanki gibi geç çıktığını söylüyordu. Ama Meryemin içinden buna hiç inanmak gelmiyordu. Masayı hazırladı. Sessizce yemekler yenildi. Meryem hiç bir şey yokmuş gibi davranıyordu ama içi içini yiyordu. Bu sızı ne yapsa geçmiyordu. Geçecek gibi de değildi. Bekliyordu, düşünüyordu sabrı neredeyse tükenmişti. Olumsuz düşünmemeye çalıştı ama olmuyordu. Gece Melek ve Sinan uyuduğunda duramadı. Kalktı evin neredeyse her yerini gezdi. Mutfakta öylece oturdu biraz gidip yattı. Uyku tutmuyordu. Neydi bu nezaman bitecekti. Çok yorulduğunun farkındaydı. Ama elinden gelen bir şeyde yoktu. Kalktı Sinan'ın telefonunu kurcaladı. Yine o kadınla mesajlaştıklarını öğrendi. Yüreği titriyordu. Artık ağlayamıyordu. Birkez daha yıkıldı. Sorsa belki herşey daha kötü olacaktı. Nefretle sevginin arasında kalmış gibiydi. Oysa kendi kendini suçlamaya başlamıştı Meryem acaba benden mi kaynaklanıyor diye. Bunu apaçık söylemişti hatta Sinan'a. Bir keresinde ben hata yaptım belki de seni gereğince sevemedim ilgilenemedim demişti ama yok bu başka bir şeydi. Çözemiyordu. Ne yapması gerektiğini bilmiyordu. Yazılan mesajlar silinmiş sadece numara kalmıştı yine. Kapattı telefonu yerine koydu. Eli ayağı buz gibi olmuştu yine. Çaresiz yattı yatağına gözleri tavanda düşündü durdu. Başında şiddetli bir ağrı vardı. Böyle durumlarda hep bu ağrı da gelirdi. Ertesi sabah söyledi Sinan'a numarayı gördüğünü. Sinan evet ama hiç bir şey yok sen abartıyorsun dedi kapattı konuyu işine gitti.
Meryem Meleği kaldırdı kahvaltısını yaptırdı beslenmesini hazırladı okuluna götürdü. Eve gelip yine her zamanki gibi düşünmeye başladı. Hiç bir şey yapacak güçte değildi yine. Uyumak istiyordu uzun bir zaman uyumak bu zaman geçip gidene kadar uyumak....
19 Ekim 2016 Çarşamba
MERYEM VE SİNAN-5
Meryem zaman zaman dağıldığını hissetse de geçecekti herşey biliyordu. Çetin kışların arkasından gelirdi bahar ve yeniden çiçek açardı kuruyan dallar. Hep bir umut taşıyordu yüreğinde. Sinan da aslında ona bu konuda destek olmaya başlamıştı. Evde daha çok birbirlerine zaman ayırmaya başlamışlardı. Birlikte çay içip televizyon izliyorlar. Bazen Melek uyuyunca kahve içiyorlardı birlikte. Sinan ne zaman bu konu açılsa takma kafana diyordu, boşver diyordu. Yok öyle bir şey diyordu. Meryem acabalarla yaşamaya devam ediyordu ama. Bir kadın olarak kolay değildi ama daha zor şeyler yaşayan insanlar vardı. Kendini toplaması gerektiğini biliyordu. İlaçlarını bırakmıştı Sinan'ın yoğun isteği üzerine. Bazen patlamalar yaşıyordu. Sinan herşeyi açıklıyordu aslında ama Meryem yine de acaba diyordu kendi kendine.
Melek okula gidip geliyordu. Öğretmeni olgun bir çocuk olduğunu söylüyor, diğer çocuklardan farklı olduğunu düşünüyordu. Tek çocuk olmasına rağmen oldukça olgundu annesine bazen akıl vererek bile bunu ispatlıyordu.
Meryem ailesiyle daha çok ilgilenmeye kendini adamış gibiydi. Ne olursa olsun geçecek diyordu kendi kendine. Geçecek ve çok mutlu olacaktı. Meleği okula bıraktıktan sonra evi topluyor temizlik yapıyor televizyon izliyor, zaman zaman dikiş dikiyordu. Belki birgün satışına başlayacaktı. Güzel hayallerde kurmaya başlamıştı. Ailesine yetecek hatta fazlasıyla kışlıklar yapmıştı. Turşular kurmuştu. Yoğun iş hayatından yorulup evini ne kadar özlediğini anlıyordu. Bazen aklına acaba bu yoğun iş hayatımı bu aileyi bu hale getirdi diyordu. Ama geçecekti. Eskide kalacaktı herşey.
3 Ekim 2016 Pazartesi
MERYEM VE SİNAN - 4
Okulların açılmasına nerdeyse 15 gün vardı. Melek televizyon izliyordu sürekli. Olanlardan o da nasibini almıştı. Annesini zaman zaman ağlayarak görmek yaşananlara ortak olmak bu küçük yaşında onu da hayatla tanıştırmıştı. Sinan izne ayrılacaktı. Ellerinde pekde bir para birikintisi olmadığı halde yakın bir yere tatile gitmeyi teklif etmişti. Meryem kararsızdı. Yaşadıklarını hazmedemiyordu hala. Geçen yılda aynı şeyler yaşanmış Meryem sineye çekmiş hayatına devam etmek istemişti ama herşey yine kaldığı yerden devam etmişti.
Meryem öğretmendi aslında iyi de bir işi vardı bozulan psikolojisi yüzünden işini bırakmak zorunda kaldı. Hayat gerçekten yormuştu onu. Tepeden tırnağa yorulduğunu hissediyordu.
Meryem tekrar güzel günlerin gelmesini umut ederek tatil hazırlıkları yapmaya başladı aklında güzel hayaller ile...
Güzel bir tatil belki iyi gelecekti tüm ailesine... Sinan'ın bu yaptıklarını düşünüyor hiç bir anlam veremiyordu çünkü..
Eylülün başıydı sabah erkenden bavullarını arabaya yerleştirip yola çıktılar. Sinan önemsiyordu Meryem'i. Belkide Meryem böyle hissediyordu. Sürekli birşeylerin iyi gitmesi için dua ediyordu çünkü.
Güzel bir tatil geçirdiler. Meryem'in aklındakileri unutması için bu tatil yetermiydi?
Tatil boyunca Sinan hiç telefonu almadı eline nerdeyse. Meryem bitti heralde diye umutlanıyordu. Yaptığı herşeyde onu düşünüyordu. Bu acıyı iliklerine kadar hissetmişti çünkü.
Tailden sonra kurban bayramı vardı. Sinan evdeydi. Meryem herşey yoluna girdi diyordu.Taki bayram bitip pazartesi gelene kadar .
Sinan o gün yine eve geç gelmişti.Meryem beklemiş aramış aramış yine hiç bir cevap alamamıştı. Yine kalbi yerinden çıkacak gibi olmuştu. Korkuyordu böyle durumlarda bir yerine bir şey olmasından. Ama elinde değildi. Çırpınıp duruyordu karaya vurmuş balık gibi çaresizce.
Sinan'la tekrar tekrar konuştu. Sinan herşeyin geçeceğini söylüyordu ama geçmiyordu sanki oyalıyordu Meryem öyle hissediyordu. Günleri geçirmeye devam etti.
Meleğin okulu açılmıştı. 3. sınıfa başlamıştı. Bu etkilerle nasıl bir okul hayatı olacaktı acaba? Meryem kızı adına da üzülüyordu ama neyi nasıl nerden düşüneceğini şaşmış durumdaydı.
16 Eylül 2016 Cuma
SİNAN VE MERYEM
ŞU AN İÇİN PEKDE OKUYUCUM YOK BİLİYORUM AMA İNTERNETİN AZİZLİĞİNE UĞRADIM MAALESEF
HALLEDER HALLETMEZ DÖNECEĞİM SİNAN VE MERYEM'E KALDIĞIM YERDEN DEVAAAMMM
HAYATA KARŞI DURMAK YOK :)
SEVGİLERLE ....
HALLEDER HALLETMEZ DÖNECEĞİM SİNAN VE MERYEM'E KALDIĞIM YERDEN DEVAAAMMM
HAYATA KARŞI DURMAK YOK :)
SEVGİLERLE ....
31 Ağustos 2016 Çarşamba
HAYATA KARŞI DURMAK-3
Meryem'e ilaçlar iyi gelmiş biraz kendini toplamaya başlamıştı.
Kendini ev işlerine ve azda olsa bildiği dikişe yönlendirmeye başladı. Melekle zaman geçirmeye çalıştı. Kışlık konserveler yaptı boy boy. Düşünüyordu ama herşeyin bir sonu olduğu gibi bu olayların bitip güzel günlerin geleceğini umuyordu.
Meryem hep umut etmişti. herşeyin güzel olacağına karşı. Eşine karşı daha içten davranmaya başlamıştı. Arada kafası çok takılıyordu. Ama yarım kalan herşeyi toplamaya başlamıştı. Buna sevinmeye başlamıştı.
Melek son iki üç aydır ani sinirlenmeler yaşıyordu. Aniden ağlamaya başlıyordu. Meryem kızını düşündü. Bunlar geçtikten sonra ya kızı ile mücadele etmeye başlarsa o daha fazla canını yakacaktı. Kızı genç bir kız olduğunda ya bu halleri daha da fazlalaşırsa diye düşündü. Kendini toplayıp kızına yönelmenin zamanı gelmişti. Belki geçiyordu bile ama eksik kalanları toplamaya başlamıştı Meryem.
Günler ona neleri getirecek bilmiyordu ama o sadece güzel şeyler hayal ediyordu ailesi adına.
Yaşanan bütün herşeyin geçmişte kalmasını diliyordu....
24 Ağustos 2016 Çarşamba
HAYATA KARŞI DURMAK-2
Meryem uzun uzun dalıp gidiyordu böyle hayal etmemişti hiç birşeyi, çok şeyde istememişti şu hayattan sadece sevgiydi belki aç olduğu. Hiç gözü yoktu yükseklerde, şaşalı hayatları sevmemişti, sadece mutluluktu aradığı. Oysaki menekşeleri çiçek açtığında bile çok sevinirdi. Ama hiç çiçek açmazdı onun evinde menekşeler. Oysaki hep düzenli ve alt tabağından sulardı ama açmazdı işte. Meryem'in yüreğindeki çiçekler solmuştu sanki günler geçtikçe. Her güzel anının arkasını mutlaka kötü birçok anı kovalamıştı.
Meryem uyumak istiyordu. Uzun bir zaman uyumak. Bu kötü günler geçene kadar uyanmak istemiyordu. Yaşama sevincini yitirmişti çoktan ama Melek vardı. Onun için ayakta durmalıydı. Ama dermanı yoktu. Her işi yarım bırakıyordu.
Akşam eve Sinan geldi sonra ne olduysa dış kapıdan girmeden geri döndü arabasına binip hızla uzaklaştı. Bir süre sonra mesaj attı konuşmak istemiyorlardı ikisi de. Sabah ki tartışmadan sonra ikisi de hiç aramamışlardı birbirlerini. Meryem artık susamıyordu Sinan'a karşı. Haftanın üç dört günü bu konu konuşulur olmuştu ama Sinan bütün delillere rağmen hayır diyordu. Yok öyle bir şey diyordu.
Meryem Sinan'ı seviyordu, on bir senenin alışkanlığı vardı belki de. Kendi hakettiği sandığı ilginin başkasına gösterilmesine dayanamıyordu. Çokça üstünde durmayıp unutmuş yeniden demişti ama hep altından başka şeyler çıkmıştı.
Mesajda Sinan gayet resmiydi . Meryem Sinan'la ne zaman bu konuda konuşsa çelişkiler yaşıyordu kendi kendiyle. Acaba diyordu yanılıyor olabilir miyim acaba benmi abartıyorum diyordu ama sonra başka şeyler öğreniyordu.
Meryem mesajlaşmadan sonra balkonda çok ağladı nedenini bile bilmiyordu ağlamasının. Hayat sadece bunlar üstüne kurulu değildi. Melek vardı en başta ve Meryem'in kafasında bir sürü yapılmayı bekleyen proje vardı. Ah bi kendini toplayabilseydi çok güzel olacaktı. Belki diyordu doktorun verdiği o ilaçlar onu toparlayabilecekti. Sonra öğrendi Sinan'ın kız kardeşine gidip orda kaldığını.
Umut etmeyi çok severdi Meryem. Herşey çok güzel olacak ve bu günlerin mükafatını kazanmayı umuyordu. Hala güzel günler gelebilirdi. Geç değildi hiç bir şey yaşanacak güzel günler geride değil ilerde olabilirdi.
İşte bu yünden sildi yüzündeki bütün gözyaşlarını. Kalktı Meleği öptü. Meleğe en sevdiği yemek olan mantı pişirdi. Melek çok sevindi. Annesine sen ağlamıyorsun değilmi anne deyip sarıldı. Sonra yemeğe daldı.
Meryem için bir kötü gün daha yazılmıştı anı defterine. Ama bitmişti bu günde. O hep dua ediyordu. İçinde minicik kır çiçekleri gibi umutları vardı. Bu günler geçince güzel günlerin geleceğine inanıyordu.
Melek yemeğini yiyince yatmak istedi. Babasının gelmediği günler o hep annesiyle yatardı. Bugünde yanında yatmak için annesinden izin istedi.Ve sessizce gidip yattı. Meryem ortalığı topladı günlerin yorgunluğu uykusuzluğu vardı. Bitkin şekilde gitti yatağına dualar edip yattı hergün yaptığı gibi.
Yarınların güzel olacağını hiç aklından çıkarmayarak..........
HAYATA KARŞI DURMAK-1
Meryem gözünden düşen yaşı silerken hayatını gözünün önünden geçirdi. Çok mu mutlu olmuştu sanki yıllarıdır çiçek bile açmayan evinde. Herşey herkese göre kolaydı belki ama ona göre zordu. Belki herkes yaşıyordu bu durumları ama o çok yıpranmıştı seneler boyu neredeyse hiç sevgi görmediği bu evde. Neydi ki aslında kendini bu kadar üzen düşünüyordu. Balkona çıktı ağaçları izledi ama yaşama gücü yoktu. Bomboş seyretti sokağı. İşe gidenler vardı bir kaç kişi. Düşündü acaba onlarda kendinin yaşadığı bu acıyı yaşamışmıydı. Gözünden bir damla yaş daha süzüldü yanağına. Usulca sildi eliyle. Hep kendi silmişti yıllardır gözyaşlarını ama artık yorulmuştu. Takati yoktu artık. Bu kendi kendine aşacağı bir durum değildi. Kalktı arkadaşını aradı hastane de psikiyatri bölümünde sıra alabilirmisin diye sordu. Sonra kızının yanına gitti. Seslendi titrek bir sesle. Hadi kalk meleğim hastaneye gitmemiz gerek giriş yaptırdım. Melek uyanmak istememişti. Ama Annesinin ses tonundan anlardı birşeylerin yolunda olmadığını.
Küçücük yaşında olgunlaşmıştı. Hayatın elbet ona da oynayacağı bir oyun vardı ve en erkeniydi bu belki annesini anlamak.
Kalktı hemen yüzünü yıkadı daha yeni 9 yaşına girmesine rağmen annesine arkadaşlık yapıyordu sanki. Hadi anne geç kalmayalım bana çikolatalı ekmek yapsan ben yolda yerim dedi. Birlikte çıktılar.
Hastane kalabalıktı.Melek ilk defa karşılaştı psikiyatri bölümü ile. Ama sormadı bile annesi üzgünken hep susar sadece onu öperdi.
Ara ara hala gözleri sulanıyordu Meryem'in. Engel olamıyordu böyle durumlarda kendine. Sadece gizlice siliyordu. Sıra ona geldiğinde odaya giderken ne anlatcamki diye düşündü.
İçeri girdiğinde sesi titriyordu. Oturdu ellerinin titremesinin kesilmesini bekledi. Çok sık oluyordu son zamanlarda bu el titremeleri. Doktor soru sorunca başladı anlatmaya. Ara ara gözleri doluyordu anlatırken. Doktor şimdiye kadar neden gelmediğini sordu. Geç kalmışsın dedi bunu kendi başına aşamazsın dedi . Bir sürü soru sorup cevapları aldıktan sonra Meryemi dinledi . İki kutu ilaç yazdı biri uykusu için diğeri yıpranan sinirleri için..
Meryem son sekiz ayda oniki kilo vermişti yüzü çok çökmüştü her aynaya bakışında kendi bile hissediyordu bunu. Ve halada vermeye devam ediyordu çoğu zaman kahvaltı bile yapmadan akşamı ediyor sonra da pek bir şey yemeden yatıyordu.Boğazına düğümleniyordu sanki lokmalar. Haftanın birkaç günü sadece düzenli yemek yiyordu.
Eve gelmeden biraz dolaştı melekle. Düşündü . Düzelirmiydi herşey mutlu olurmuydu acaba?
Eve geldiğinde annesi aradı nasılsın demek istemişti ama Meryem iyi değildi iyiyim dedi ama arkasından ağlamaya başladı. Anlattı annesine. Hiç söylememişti 1 hafta öncesine kadar olanları. Zaten herşeyi içinde yaşardı Meryem pek bir şey anlatmazdı kimseye. Annesi çok üzülüyordu bu haline ama melek vardı o annesini de babasını da çok seviyordu ve asıl yıpranan o olacaktı. Meryem onun için susuyordu belki herşeye. Telefonu kapatınca ağladı ağladı. Melek ne oldu anne diye geldiğinde bir şey yok dedi. Soru sormuyordu artık annesine çünkü son üç dört aydır oldukça çok ağlıyordu Meryem. Yanağını öptü annesinin üzülme benim canım annem diyerek sarıldı ona .
Meryem düşündü kendi bu kadar üzülürken onu başka kim düşünüyordu. Düşünenler hani nerdelerdi.......
HAYATA KARŞI DURMAK
Hayat ne garip bir bilmecedir
kimine göre tatlı kimine göre acı
binlercesi doğarken binlercesi ağlıyor
doğarken bebek ağlıyor herkes gülüyor
ölünce ise herkes ağlıyor
çözen varmı bu bilmeceyi ben çözemedim hala
kimine göre kolay olan çoğuna göre zor
tam bir karmaşa
işte tamda orda başlıyor hikaye
bu hikaye yaşam boyu sürer ki
hiç durmadan hayat akıp geçer
öyle yada böyle durduramazsınız
ve sonunda yüzünüz kırışır saçlarınız ağarır
bir bakmışsınız yaşlar değil yaşanmışlıklar sizi yaşlandırmış.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)