Meryem zaman zaman dağıldığını hissetse de geçecekti herşey biliyordu. Çetin kışların arkasından gelirdi bahar ve yeniden çiçek açardı kuruyan dallar. Hep bir umut taşıyordu yüreğinde. Sinan da aslında ona bu konuda destek olmaya başlamıştı. Evde daha çok birbirlerine zaman ayırmaya başlamışlardı. Birlikte çay içip televizyon izliyorlar. Bazen Melek uyuyunca kahve içiyorlardı birlikte. Sinan ne zaman bu konu açılsa takma kafana diyordu, boşver diyordu. Yok öyle bir şey diyordu. Meryem acabalarla yaşamaya devam ediyordu ama. Bir kadın olarak kolay değildi ama daha zor şeyler yaşayan insanlar vardı. Kendini toplaması gerektiğini biliyordu. İlaçlarını bırakmıştı Sinan'ın yoğun isteği üzerine. Bazen patlamalar yaşıyordu. Sinan herşeyi açıklıyordu aslında ama Meryem yine de acaba diyordu kendi kendine.
Melek okula gidip geliyordu. Öğretmeni olgun bir çocuk olduğunu söylüyor, diğer çocuklardan farklı olduğunu düşünüyordu. Tek çocuk olmasına rağmen oldukça olgundu annesine bazen akıl vererek bile bunu ispatlıyordu.
Meryem ailesiyle daha çok ilgilenmeye kendini adamış gibiydi. Ne olursa olsun geçecek diyordu kendi kendine. Geçecek ve çok mutlu olacaktı. Meleği okula bıraktıktan sonra evi topluyor temizlik yapıyor televizyon izliyor, zaman zaman dikiş dikiyordu. Belki birgün satışına başlayacaktı. Güzel hayallerde kurmaya başlamıştı. Ailesine yetecek hatta fazlasıyla kışlıklar yapmıştı. Turşular kurmuştu. Yoğun iş hayatından yorulup evini ne kadar özlediğini anlıyordu. Bazen aklına acaba bu yoğun iş hayatımı bu aileyi bu hale getirdi diyordu. Ama geçecekti. Eskide kalacaktı herşey.