Kalktı Meryem yemek yapması gerekti. Hayat devam ediyordu bir taraftan. Sinan gelecekti. Sinan ve melek tarhana çorbasını çok severdi. Tarhana çorbası pişirdi. Salata yaptı. Yanına yoğurtlu makarna yaptı. Melek acıkmıştı. En çabuk onları yapabildi. Sonra beklemeye başladı. Sinan yine geç kalmıştı. Arıyordu ama yine cevap vermiyordu. Geldiğinde alacağı cevapları biliyordu telefonu duymadım. İş bitmedi. Oysa Meryem biliyordu Sinan'ın 5 'de işten çıktığını. Bu aylardır böyleydi. Yorulmuştu her şeyden sürekli aynı şeyleri konulmaktan. Hiç bir şey söylemeden de duramıyordu. Hep inanmıştı Sinan'a öyle olmasını isteyerek. Ama güvenini kaybetmişti. Sinan geldiğinde neredeyse saat 7.30'du. Yemeğe oturdular. Sinan yine hiç bir şey yokmuş gibi davrandı. Yemeğe oturdular. Yemekten sonra Meryem Sinan'la konuşmaya çalıştı. Tamda beklediği cevapları aldı. Her zaman aynı cevapları alırdı ya. Bir şey demedi güvenmese de sana inanıyorum güveniyorum dedi. Artık toparlanmak ailesinin toparlanmasını istiyordu. Beklediği neydi Sinan'ın. Meryem ailesi için çabalayan bir kadındı. Belki Sinan'a iyi davranmamıştı zamanında. Bazen hataları olmuştu herkes kadar. Ama bir yıldır çabalıyordu. Her şeyini kaybetmişti bu uğurda. Yaşama sevinci bile kaybolmuştu. Sadece nefes alıyordu. Bunun dışında hiç bir şeyden tat almıyordu. Sinan içeri geçti. O televizyon izlerken Melek ' de yanına gitti. Babasından ilgi bekliyordu. Babasını çok severdi. Melek ve Sinan televizyon izlerken Meryem mutfağa gitti. Çay yapmak için çaydanlığı ocağa koydu. Mutfağı toparlamaya başladı. Düşünüyordu. Neydi bu. Bir imtihan mı. Bir sınav mı. Ne yapması gerekiyordu. Sabrı kalmamıştı. Ne olacaksa olsun diyordu. Ama melek vardı. O arada mahvolurdu. Mutfağı toparlayınca çayı demledi. Bir sigara yaktı. Tiryaki değildi Meryem bu olaylara kadar günde birkaç tane içerdi. Çoğu zaman sadece Sinan'a eşlik ederdi. Ama son bir senedir oldukça fazlalaştırmıştı. Sigarasını içerken ne yapması gerektiğini düşündü. Yapılacak ne varsa yapmıştı. Kızmış bağırmış evi talan etmiş kavgalar etmişti. Düzgün düzgün konuşmayı arkadaş gibi yaklaşmayı denemişti. Bütün kadınlık duygularını kullanmıştı. Bütün ilgisini Sinan'a vererek onunla ilgilenmişti. Ama olmuyordu. Sinan sanki kör gibi görmüyordu. Ne o kadını ne Meryem'i bırakmıyordu. Meryem' e o kavgalarında bir kere dahi git ne halin varsa gör dememişti. Neydi o zaman bu ne bir adım ileri ne bir adım geri geliyordu. Son bir yıldır her gün aynı şekilde devam ediyordu.
23 Kasım 2016 Çarşamba
21 Kasım 2016 Pazartesi
MERYEM VE SİNAN - 8
Meryem öyle yalnız hissediyordu ki kocaman dünya da yapayalnız. Toparlanabilecekmiydi acaba ???
Zor günler hep geride kalıp tadabilecekmiydi acaba mutluğu. Açtı bilgisayarını yıllar önce dinlediği bir şiiri hatırladı ne çok severdi. Dinler dinler ağlardı. Nerden bilecekti başına bu olayında gelebileceğini. Başka bir kadın... Aşk neydi??? Sevgi neydi?? Bilmiyordu tam olarak. Anlayamıyordu. Mutfakta öylece dinledi şiiri yeniden. Bildiği anladığı tek şey yalnızlık ve yorgunluktu. Tıpkı şiirdeki gibi omuzları ağrıyordu...
20 Kasım 2016 Pazar
MERYEM VE SİNAN - 7
Meryem uyuyakalmıştı koltukta. Uyandığında çok üşümüştü. Kalktı üzerine bir hırka giydi mutfağa gitti. Ortalık baya dağınıktı. Televizyonu açtı izlemek değildi maksadı sadece ses olsun diye açardı çoğu zaman. Yine öyle yaptı öylesine bir kanal seçti. Mutfağı toplarken yine hayaller kurmaya başladı. Günün birinde bunların hepsi bittiğinde heyecanla eşini ve kızını bekleyen onlara sıcacık yemekler kurabiyeler pastalar hazırlayan ağzında hareketli bir şarkı mırıldanırken kendini hayal etti. Meryem'in evi güneş almazdı ama hayallerinde hep güneşli bir ev vardı. O güneşi hep mutluluk gibi görürdü. Açan menekşelerle konuşmayı severdi. İçinde büyümeyen bir çocuk vardıya çok ağlayan çok mızıldayan bir onunla başedemiyordu....
Saat neredeyse öğle iki olmuştu melek okuldan alınacaktı. Hızlıca mutfağını topladı daha öbür odalara giremeden kızını almaya gitti. Melek heyecanlı heyecanlı annesine neler olduğunu anlatıyordu Meryem dinliyor gibi görünüyordu ama aklında başka şeyler vardı. İstemeye istemeye kafasında başka şeyleri taşıyordu. Sanki hep aynı yerde tıkanıp kalıyordu. Melekle istediği gibi ilgilenemiyordu. Çoğu zaman yalnız kalmayı tercih ediyordu Meryem saatler saatleri kovalıyor ama sanki ona zaman çoookk uzun geliyordu. Meleğin yemeğini hazırladı Meryem odaları toplamaya gitti. Melek oldukça dağınık bir kız olmuştu son zamanlarda Meryem bazen bu duruma sinirleniyordu elinde olmadan meleğe bağırıyordu sonra da pişman oluyordu. Bazı şeylerin öfkesini ondan çıkarıyor gibiydi. Meleğin yüreğinde açılacak olan yaralara tahammül edemezdi. Yine biraz kızdı meleğe neden toplanmıyorsun diye söylenirken de odasını topladı. Bak böyle olması gerek sen genç kız oluyorsun diye de söylendi. Sonra meleği dersinin başına oturtup kendi mutfağa geçti yemek yapmaya koyuldu. Sonra ne yapacağına karar veremedi. Öyle oturdu onbeş dakika kadar sonra meleğin yanına gitti güzel güzel konuştu dağınık olmanın iyi bir şey olmadığını anlatmaya başladı. Sarıldı kızına ondan başka kimsesi de yoktu zaten doyasıya sarılacak. Melek annesine hiç kıyamazdı. Oda sarıldı annesine...
MERYEM VE SİNAN - 6
Akşam olmuştu Sinan yine gecikmişti. Yaptığı tarhana çorbasını karıştırırken Meryem hayallere daldı. Ne uzun zaman olmuştu mutluluktan haber yoktu. Hep aklında aynı şey vardı. Oysa hiç böyle düşünmemişti hayatı başka türlü düşünmüştü. Küçük ama düzenli renkli ve herşey yerli yerinde olan sıcacık bir yuva hayal etmişti yıllarca. Evlenmeden öncede bundan öteye giden bir hayali yoktu. Genç bir kızken yüksek katlardaki evleri hiç sevmezdi. Hep aşağı katlarda daha mutlu olunduğu kanaatine varmıştı sanki. Hep öyle düşünüyordu. Sıcacık evler hep küçük olurdu gerekirse soğan ekmek yenirdi ama tartışma hiç olmazdı. Mutluluk istemişti sadece bunun hayalini kurmuştu. Çok çocuklu aileleri daha çok severdi. Her genç kızın kurmadığı hayaller kurardı hep. Lisedeki arkadaşları hiç böyle hayaller kurmazlardı. Onlar hep zengin olma çok iyi yerlerde yaşama hayalleri kurarken Meryem sadece mutluluğun hayalini kurardı. Annesini düşündü oda hüzün doluydu. Ama hiç yıkılmazdı annesi Meryem gibi. Meryem iliklerine kadar üzgündü. Kurduğu hayallerin hiç birini yaşayamamıştı sonra Sinan'la yaşadığı bu olay tamamen yıkmıştı sanki onu. Zaman zaman kendini toplasa da içinde büyük bir yara vardı. Tam kabuk tutacakken tekrar sızlayıp kanıyordu sanki.
Sinan eve geldiğinde her zamanki gibi geç çıktığını söylüyordu. Ama Meryemin içinden buna hiç inanmak gelmiyordu. Masayı hazırladı. Sessizce yemekler yenildi. Meryem hiç bir şey yokmuş gibi davranıyordu ama içi içini yiyordu. Bu sızı ne yapsa geçmiyordu. Geçecek gibi de değildi. Bekliyordu, düşünüyordu sabrı neredeyse tükenmişti. Olumsuz düşünmemeye çalıştı ama olmuyordu. Gece Melek ve Sinan uyuduğunda duramadı. Kalktı evin neredeyse her yerini gezdi. Mutfakta öylece oturdu biraz gidip yattı. Uyku tutmuyordu. Neydi bu nezaman bitecekti. Çok yorulduğunun farkındaydı. Ama elinden gelen bir şeyde yoktu. Kalktı Sinan'ın telefonunu kurcaladı. Yine o kadınla mesajlaştıklarını öğrendi. Yüreği titriyordu. Artık ağlayamıyordu. Birkez daha yıkıldı. Sorsa belki herşey daha kötü olacaktı. Nefretle sevginin arasında kalmış gibiydi. Oysa kendi kendini suçlamaya başlamıştı Meryem acaba benden mi kaynaklanıyor diye. Bunu apaçık söylemişti hatta Sinan'a. Bir keresinde ben hata yaptım belki de seni gereğince sevemedim ilgilenemedim demişti ama yok bu başka bir şeydi. Çözemiyordu. Ne yapması gerektiğini bilmiyordu. Yazılan mesajlar silinmiş sadece numara kalmıştı yine. Kapattı telefonu yerine koydu. Eli ayağı buz gibi olmuştu yine. Çaresiz yattı yatağına gözleri tavanda düşündü durdu. Başında şiddetli bir ağrı vardı. Böyle durumlarda hep bu ağrı da gelirdi. Ertesi sabah söyledi Sinan'a numarayı gördüğünü. Sinan evet ama hiç bir şey yok sen abartıyorsun dedi kapattı konuyu işine gitti.
Meryem Meleği kaldırdı kahvaltısını yaptırdı beslenmesini hazırladı okuluna götürdü. Eve gelip yine her zamanki gibi düşünmeye başladı. Hiç bir şey yapacak güçte değildi yine. Uyumak istiyordu uzun bir zaman uyumak bu zaman geçip gidene kadar uyumak....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)