Meryem uzun uzun dalıp gidiyordu böyle hayal etmemişti hiç birşeyi, çok şeyde istememişti şu hayattan sadece sevgiydi belki aç olduğu. Hiç gözü yoktu yükseklerde, şaşalı hayatları sevmemişti, sadece mutluluktu aradığı. Oysaki menekşeleri çiçek açtığında bile çok sevinirdi. Ama hiç çiçek açmazdı onun evinde menekşeler. Oysaki hep düzenli ve alt tabağından sulardı ama açmazdı işte. Meryem'in yüreğindeki çiçekler solmuştu sanki günler geçtikçe. Her güzel anının arkasını mutlaka kötü birçok anı kovalamıştı.
Meryem uyumak istiyordu. Uzun bir zaman uyumak. Bu kötü günler geçene kadar uyanmak istemiyordu. Yaşama sevincini yitirmişti çoktan ama Melek vardı. Onun için ayakta durmalıydı. Ama dermanı yoktu. Her işi yarım bırakıyordu.
Akşam eve Sinan geldi sonra ne olduysa dış kapıdan girmeden geri döndü arabasına binip hızla uzaklaştı. Bir süre sonra mesaj attı konuşmak istemiyorlardı ikisi de. Sabah ki tartışmadan sonra ikisi de hiç aramamışlardı birbirlerini. Meryem artık susamıyordu Sinan'a karşı. Haftanın üç dört günü bu konu konuşulur olmuştu ama Sinan bütün delillere rağmen hayır diyordu. Yok öyle bir şey diyordu.
Meryem Sinan'ı seviyordu, on bir senenin alışkanlığı vardı belki de. Kendi hakettiği sandığı ilginin başkasına gösterilmesine dayanamıyordu. Çokça üstünde durmayıp unutmuş yeniden demişti ama hep altından başka şeyler çıkmıştı.
Mesajda Sinan gayet resmiydi . Meryem Sinan'la ne zaman bu konuda konuşsa çelişkiler yaşıyordu kendi kendiyle. Acaba diyordu yanılıyor olabilir miyim acaba benmi abartıyorum diyordu ama sonra başka şeyler öğreniyordu.
Meryem mesajlaşmadan sonra balkonda çok ağladı nedenini bile bilmiyordu ağlamasının. Hayat sadece bunlar üstüne kurulu değildi. Melek vardı en başta ve Meryem'in kafasında bir sürü yapılmayı bekleyen proje vardı. Ah bi kendini toplayabilseydi çok güzel olacaktı. Belki diyordu doktorun verdiği o ilaçlar onu toparlayabilecekti. Sonra öğrendi Sinan'ın kız kardeşine gidip orda kaldığını.
Umut etmeyi çok severdi Meryem. Herşey çok güzel olacak ve bu günlerin mükafatını kazanmayı umuyordu. Hala güzel günler gelebilirdi. Geç değildi hiç bir şey yaşanacak güzel günler geride değil ilerde olabilirdi.
İşte bu yünden sildi yüzündeki bütün gözyaşlarını. Kalktı Meleği öptü. Meleğe en sevdiği yemek olan mantı pişirdi. Melek çok sevindi. Annesine sen ağlamıyorsun değilmi anne deyip sarıldı. Sonra yemeğe daldı.
Meryem için bir kötü gün daha yazılmıştı anı defterine. Ama bitmişti bu günde. O hep dua ediyordu. İçinde minicik kır çiçekleri gibi umutları vardı. Bu günler geçince güzel günlerin geleceğine inanıyordu.
Melek yemeğini yiyince yatmak istedi. Babasının gelmediği günler o hep annesiyle yatardı. Bugünde yanında yatmak için annesinden izin istedi.Ve sessizce gidip yattı. Meryem ortalığı topladı günlerin yorgunluğu uykusuzluğu vardı. Bitkin şekilde gitti yatağına dualar edip yattı hergün yaptığı gibi.
Yarınların güzel olacağını hiç aklından çıkarmayarak..........