31 Ağustos 2016 Çarşamba

HAYATA KARŞI DURMAK-3

Meryem'e ilaçlar iyi gelmiş biraz kendini toplamaya başlamıştı.
Kendini ev işlerine ve azda olsa bildiği dikişe yönlendirmeye başladı. Melekle zaman geçirmeye çalıştı. Kışlık konserveler yaptı boy boy. Düşünüyordu ama herşeyin bir sonu olduğu gibi bu olayların bitip güzel günlerin geleceğini umuyordu.
Meryem hep umut etmişti. herşeyin güzel olacağına karşı. Eşine karşı daha içten davranmaya başlamıştı. Arada kafası çok takılıyordu. Ama yarım kalan herşeyi toplamaya başlamıştı. Buna sevinmeye başlamıştı.
Melek son iki üç aydır ani sinirlenmeler yaşıyordu. Aniden ağlamaya başlıyordu. Meryem kızını düşündü. Bunlar geçtikten sonra ya kızı ile mücadele etmeye başlarsa o daha fazla canını yakacaktı. Kızı genç bir kız olduğunda ya bu halleri daha da fazlalaşırsa diye düşündü. Kendini toplayıp kızına yönelmenin zamanı gelmişti. Belki geçiyordu bile ama eksik kalanları  toplamaya başlamıştı Meryem.
Günler ona neleri getirecek bilmiyordu ama o sadece güzel şeyler hayal ediyordu ailesi adına.
Yaşanan bütün herşeyin geçmişte kalmasını diliyordu....

 

24 Ağustos 2016 Çarşamba

HAYATA KARŞI DURMAK-2

Meryem uzun uzun dalıp gidiyordu böyle hayal etmemişti hiç birşeyi, çok şeyde istememişti şu hayattan sadece sevgiydi belki aç olduğu. Hiç gözü yoktu yükseklerde, şaşalı hayatları sevmemişti, sadece mutluluktu aradığı. Oysaki menekşeleri çiçek açtığında bile çok sevinirdi. Ama hiç çiçek açmazdı onun evinde menekşeler. Oysaki hep düzenli ve alt tabağından sulardı ama açmazdı işte. Meryem'in yüreğindeki çiçekler solmuştu sanki günler geçtikçe. Her güzel anının arkasını mutlaka kötü birçok anı kovalamıştı.
Meryem uyumak istiyordu. Uzun bir zaman uyumak. Bu kötü günler geçene kadar uyanmak istemiyordu. Yaşama sevincini yitirmişti çoktan ama Melek vardı. Onun için ayakta durmalıydı.  Ama dermanı yoktu. Her işi yarım bırakıyordu.
Akşam eve Sinan geldi sonra ne olduysa dış kapıdan girmeden geri döndü arabasına binip hızla uzaklaştı. Bir süre sonra mesaj attı konuşmak istemiyorlardı ikisi de. Sabah ki tartışmadan sonra ikisi de hiç aramamışlardı birbirlerini. Meryem artık susamıyordu Sinan'a karşı. Haftanın üç dört günü bu konu konuşulur olmuştu ama Sinan bütün delillere rağmen hayır diyordu. Yok öyle bir şey diyordu.
Meryem Sinan'ı seviyordu, on bir senenin alışkanlığı vardı belki de. Kendi hakettiği sandığı ilginin başkasına gösterilmesine dayanamıyordu. Çokça üstünde durmayıp unutmuş yeniden demişti ama hep altından başka şeyler çıkmıştı.
Mesajda Sinan gayet resmiydi . Meryem Sinan'la ne zaman bu konuda konuşsa çelişkiler yaşıyordu kendi kendiyle. Acaba diyordu yanılıyor olabilir miyim acaba benmi abartıyorum diyordu ama sonra başka şeyler öğreniyordu.
Meryem mesajlaşmadan sonra balkonda çok ağladı nedenini bile bilmiyordu ağlamasının. Hayat sadece bunlar üstüne kurulu değildi. Melek vardı en başta ve Meryem'in kafasında bir sürü yapılmayı bekleyen proje vardı. Ah bi kendini toplayabilseydi çok güzel olacaktı. Belki diyordu doktorun verdiği o ilaçlar onu toparlayabilecekti. Sonra öğrendi Sinan'ın kız kardeşine gidip orda kaldığını.
Umut etmeyi çok severdi Meryem. Herşey çok güzel olacak ve bu günlerin mükafatını kazanmayı umuyordu. Hala güzel günler gelebilirdi. Geç değildi hiç bir şey yaşanacak güzel günler geride değil ilerde olabilirdi.
İşte bu yünden sildi yüzündeki bütün gözyaşlarını. Kalktı Meleği öptü. Meleğe en sevdiği yemek olan mantı pişirdi. Melek çok sevindi. Annesine sen ağlamıyorsun değilmi anne deyip sarıldı. Sonra yemeğe daldı.
Meryem için bir kötü gün daha yazılmıştı anı defterine. Ama bitmişti bu günde. O hep dua ediyordu. İçinde minicik kır çiçekleri gibi umutları vardı. Bu günler geçince güzel günlerin geleceğine inanıyordu.
Melek yemeğini yiyince yatmak istedi. Babasının gelmediği günler o hep annesiyle yatardı. Bugünde yanında yatmak için annesinden izin istedi.Ve sessizce gidip yattı. Meryem ortalığı topladı günlerin yorgunluğu uykusuzluğu vardı. Bitkin şekilde gitti yatağına dualar edip yattı hergün yaptığı gibi.
Yarınların güzel olacağını hiç aklından çıkarmayarak..........

HAYATA KARŞI DURMAK-1

Meryem gözünden düşen yaşı silerken hayatını gözünün önünden geçirdi. Çok mu mutlu olmuştu sanki yıllarıdır çiçek bile açmayan evinde. Herşey herkese göre kolaydı belki ama ona göre zordu. Belki herkes yaşıyordu bu durumları ama o çok yıpranmıştı seneler boyu neredeyse hiç sevgi görmediği bu evde. Neydi ki aslında kendini bu kadar üzen düşünüyordu. Balkona çıktı ağaçları izledi ama yaşama gücü yoktu. Bomboş seyretti sokağı. İşe gidenler vardı bir kaç kişi. Düşündü acaba onlarda kendinin yaşadığı bu acıyı yaşamışmıydı. Gözünden bir damla yaş daha süzüldü yanağına. Usulca sildi eliyle. Hep kendi silmişti yıllardır gözyaşlarını ama artık yorulmuştu. Takati yoktu artık. Bu kendi kendine aşacağı bir durum değildi. Kalktı arkadaşını aradı hastane de psikiyatri bölümünde sıra alabilirmisin diye sordu. Sonra kızının yanına gitti. Seslendi titrek bir sesle. Hadi kalk meleğim hastaneye gitmemiz gerek giriş yaptırdım. Melek uyanmak istememişti. Ama Annesinin ses tonundan anlardı birşeylerin yolunda olmadığını.
Küçücük yaşında olgunlaşmıştı. Hayatın elbet ona da oynayacağı bir oyun vardı ve en erkeniydi bu belki annesini anlamak.
Kalktı hemen yüzünü yıkadı daha yeni 9 yaşına girmesine rağmen annesine arkadaşlık yapıyordu sanki. Hadi anne geç kalmayalım bana çikolatalı ekmek yapsan ben yolda yerim dedi. Birlikte çıktılar.
Hastane kalabalıktı.Melek ilk defa karşılaştı psikiyatri bölümü ile. Ama sormadı bile annesi üzgünken hep susar sadece onu öperdi.
Ara ara hala gözleri sulanıyordu Meryem'in. Engel olamıyordu böyle durumlarda kendine. Sadece gizlice siliyordu. Sıra ona geldiğinde odaya giderken ne anlatcamki diye düşündü.
İçeri girdiğinde sesi titriyordu. Oturdu ellerinin titremesinin kesilmesini bekledi. Çok sık oluyordu son zamanlarda bu el titremeleri. Doktor soru sorunca başladı anlatmaya. Ara ara gözleri doluyordu anlatırken. Doktor şimdiye kadar neden gelmediğini sordu. Geç kalmışsın dedi bunu kendi başına aşamazsın dedi . Bir sürü soru sorup cevapları aldıktan sonra Meryemi dinledi . İki kutu ilaç yazdı biri uykusu için diğeri yıpranan sinirleri için..
Meryem son sekiz ayda oniki  kilo vermişti yüzü çok çökmüştü her aynaya bakışında kendi bile hissediyordu bunu. Ve halada vermeye devam ediyordu çoğu zaman kahvaltı bile yapmadan akşamı ediyor sonra da pek bir şey yemeden yatıyordu.Boğazına düğümleniyordu sanki lokmalar. Haftanın birkaç günü sadece düzenli yemek yiyordu.
Eve gelmeden biraz dolaştı melekle. Düşündü . Düzelirmiydi herşey mutlu olurmuydu acaba?
Eve geldiğinde annesi aradı nasılsın demek istemişti ama Meryem iyi değildi iyiyim dedi ama arkasından ağlamaya başladı. Anlattı annesine. Hiç söylememişti 1 hafta öncesine kadar olanları. Zaten herşeyi içinde yaşardı Meryem pek bir şey anlatmazdı kimseye. Annesi çok üzülüyordu bu haline ama melek vardı o annesini de babasını da çok seviyordu ve asıl yıpranan o olacaktı. Meryem onun için susuyordu belki herşeye. Telefonu kapatınca ağladı ağladı. Melek ne oldu anne diye geldiğinde bir şey yok dedi. Soru sormuyordu artık annesine çünkü son üç dört aydır oldukça çok ağlıyordu Meryem. Yanağını öptü annesinin üzülme benim canım annem diyerek sarıldı ona .
Meryem düşündü kendi bu kadar üzülürken onu başka kim düşünüyordu. Düşünenler hani nerdelerdi.......

HAYATA KARŞI DURMAK

Hayat ne garip bir bilmecedir
kimine göre tatlı kimine göre acı
binlercesi doğarken binlercesi ağlıyor
doğarken bebek ağlıyor herkes gülüyor
ölünce ise herkes ağlıyor
çözen varmı bu bilmeceyi ben çözemedim hala
kimine göre kolay olan çoğuna göre zor
tam bir karmaşa
işte tamda orda başlıyor hikaye
bu hikaye yaşam boyu sürer ki
hiç durmadan hayat akıp geçer
öyle yada böyle durduramazsınız
ve sonunda yüzünüz kırışır saçlarınız ağarır
bir bakmışsınız yaşlar değil yaşanmışlıklar sizi yaşlandırmış.